İşimiz Çocuk


Binerken çıtır simitler gibiler, inerken elma şekerleri, onlar servis çocukları. Sınav korkusuna, akşamları ödev sancısı katılır onların. Korkularıyla, kokuları karışır, çocuk kokar servis araçları. Olimpiyatlara bile taş çıkartır oyunlar düzenlenir, o dört teker üzerinde.Giderken kurudur tuzları dönerken nemli sabahları uykuludurlar akşamları neşeli binerken çıtır simitler gibiler inerken elma şekerleri onlar servis çocukları araçları evle okul arasında üçüncü adresleri o araçlar ki biraz peynirli sandviç, haşlanmış yumurta biraz kurşun kalem odunu, akmış mürekkep kokar uçları kıvrılmış defter kağıdı kapları yırtılmış kitap tozu biraz uhu, plastik bardak meyveli süt kokar kim der ki teneffüsler yeter nefesleri oyun kokar sabahları sabun, akşamları ter kokar ve sınav korkusu kokar,ödev sancısı kokar servis araçları, çocuk kokar kokuları sorular saçar. Okul taşıtlarının, toplum yapımız hakkında ne tür ipuçları verdiğini hiç düşündünüz mü?Çocuk taşıyan araçlarda yaşanan anların, insanlık düzeyimiz, üzerine neler söyleyeceğini tahmin edersiniz? Toplu taşımacılığın, özel taşımacılık gibi kullanıldığını otobüs, vapur, trenlerden bilirsiniz de, bunun servis araçlarındaki izdüşümleri hakkında fikriniz var mıdır? Hangi gruptansınız siz? Memlekette bu kadar mesele varken, ;bunlar küçük şey diyenlerden mi, yoksa büyük meselelerin altında küçük şeyler olduğunu görenlerden misiniz? Siz kendi haklarınıza şahin, başkalarınınkine serçe misiniz? Çocuğunuz da böyle mi olsun istersiniz? * Neden aracı bilmem kaçıncı kattaki dairenizin penceresinden görmeden çocuğunuzu aşağı indirmiyorsunuz; bir dakika diye el edip, 15 dakika bekletiyorsunuz? Siz bir araçta ortalama 25 çocuk olduğunu bilmiyor musunuz? 15 değil de iki dakikada mı? indiniz; herkes iki dakika bekletse 25'inci çocuk kaç dakika bekleyecekdüşünmez miydiniz mi? Servislerin gecikmesine sebep yoksa siz miydiniz? Efendim? "N'olmuş yani, bassın kornaya, ineriz aşağı, dünyanın parasını veriyoruz. Bekleyecek tabii" mi dediniz? Kapıdan kapıya... * Ah siz. Bir de sosyal demokratsınız, bir de liberalsiniz, bir de muhafazakarsınız, üstüne üstlük dindarsınız, serbest rekabetten yanasınız, hatta kesintisizcisiniz ve hiç değilse milli takımı tutarsınız değil mi? Öyleyse neden çocuklarınız ille de kapıdan alınıp kapıya bırakılsın istiyorsunuz? Ne olur sanki üç adım yürüse, hadi olsun on adım, ikiyüz metre; yalnız küçük çocuklarınız mı, büyükleriniz, liseli bebekleriniz bile böyle? Servis aracı makam aracı mı, dar sokağınıza, ters yönünüze, çukur yolunuza girecek, sonra nasıl manevra yapacak, nasıl dönecek? Tamam biliyoruz, servisçilerin kuralı: Çocuk cadde geçmeyecek. Ama onların da sorusu var size, "Siz veliler acaba bu iyi niyetimizi biraz suistimal etmiyor musunuz? Dönüşü olmayan yerlerden öğrenciyi almamızı istemiyor musunuz? Diğer çocukların hakkına riayet etmez misiniz? Çocuğumu alıp bırakışın istediğimce olsun da başkasının çocuklarını nasıl alırsan al, nasıl bırakırsan bırak mı diyorsunuz? Sırf sizin tembelliğiniz yüzünden biz ne yollar kat ediyoruz biliyor musunuz?" * Siz şimdi hemen "Şoförlerimiz de pek cahil canım" dersiniz, benimle bahse girer misiniz? Belki haklısınız ama şoförlerle ilgili ön kabullerinizi çocuğunuza aşıladığınızda ruhlarında hangi hastalıkların çiçekleri açıyor acaba? Ben biraz dolaştım o çocuklarınız gibi kokan araçlarda; anlatayım mı biraz daha? * Çocuklarınız nasıl hitap etseler iyidir şoförlere? Mesela "Kapat evladım şu camı, sarkma evladım dışarı" dese adam, sizinki ne demeli? "Fazla konuşma" mı, "Sen önüne bak" mı, "Sana ne?" mi; hangisini beğendiniz? Size böyle söylese ne derdiniz? Şoför bir sesini yükseltsin bakalım, bir darılsın çocuğunuza, onu nasıl benzetirdiniz? Özel okul velileri daha havalı oluyormuş, devlet okulu velileri daha kalendermiş, şoförler öyle diyo, bilmem katılır mıydınız? Cam Kapmaca * Tabi ki servislerin camları kilitli olmalı, kim ister çocuk sarksın da kopsun eli kolu? Tamam bazı şoförler ihmal ediyor, açık bırakıyor pencereyi, ama ya bazılarının da vidaladığı camı, çocuğunuz çay kaşığı, tırnak makası, tornavida marifetiyle açıyorsa? Siz hiç çocuğunuzun ceplerinde bu araçları aradınız mı? Şimdi soralım, şoför aracı mı kullansın, çocuğunuzla mı uğraşsın? Kaç dakikada bir aracı durdurup, camı vidalayıp yeniden yola devam etsin? Tamam, trafik polisleri, meslek odaları görevlerini yerine getirsin, adam gibi denetlesin ama veliler de çocuklarına bir şeyler öğretmesin mi yani? * Servis araçları oyunlarına geçeyim mi artık? Olimpiyatları bile yapılır mı dersiniz? Başta cam kapmaca, herkes orayı istiyor, neden? Cam açma, bir yasak delme, bir başkaldırı eylemi mi? Cuma akşamları bayrak töreni var, camı kapmak için ya törene katılmıyor çocuğunuz, ya da son dersin son beş dakikasında tuvalet bahanesiyle kaçıyor, önden koşturuyor servise, camı kaptıranlar, "öğretmenden azar yiyecek şimdi" diye için için seviniyor, biliyor musunuz? Camı kapmak, yayalara laf atma imkanını yakalamak demek, sizinki ne dese beğenirsiniz, "Amca, cüzdanın düştü", "Teyze eteğin sökülmüş", "Abla hepsi senin mi?", "Abi, dana mı yaladı seni?" * Bunları niye anlatıyorum? Çocuğunuzun servis hayatını merak edersiniz sanıyorum, yoksa yanılıyor muyum? Tabii arka koltukçularla, ön koltuk severler arası müsabakalar da var, hiç unutuyor muyum? Bilmek ister misiniz, büyük çocuklar, küçük çocukları epeyce hırpalıyor da? Aracın koridorunda top oynamaca, arkadan öne çanta fırlatmaca, önden arkaya bilye uçurtmaca, sakız yapıştırmaca, koltuktan koltuğa atlamaca, sizinki hangisinde daha başarılı acaba? Daha çantaları vites üstüne yığmaca, beslenme artıklarını dökmece, koltukları maket bıçağıyla kesmece, yerlere tükürmece de var, bilir misiniz bunlar şoföre nasıl koyar? "Neden kestin koltukları?" diye sorunca, "Müslümcüler keser de biz kesemez miyiz, ne yani üstümüzü mü kesseydik" cevabını verdiklerinden haberiniz var mı? Hem siz, abur cubur yediklerinden midir, psikolojik midir bilmem, her gün kusan çocuğunuzun yanına neden bir torba vermezsiniz? Kimler nereye oturacak? * Başka neler aktarabilirim size gözlemlerimden? Büyük çocukların küçük çocukları hem yönetip, hem yönlendirdiğini mi? Kimin nereye oturacağını, kimin ayakta kalacağına büyüklerin karar verdiğini mi? Küçükler için henüz çok erken olan esprilerin sere serpe söylenebildiğini mi? Küçüklerin yerlerini yalnız abilerine değil, öğretmenlerine de verdiğini mi? Refakatçi öğretmenin her araçta bulunmadığını mı? Bazen 5 öğretmenin birden araca bindiğini ama hiçbirinin son çocuk arabadan inene kadar beklemediğini, evlerine gelince indiğini mi? Çocukların beş değil bir öğretmeni bile araçta görmek istemediğini mi? Çünkü öğretmen kokusunun çocuk kokusunu bastırdığını mı? Çocukların masum coşkularının bile öğretmenli araçlarda mecburi suskunluğa dönüştüğünü mü? Çok az öğretmenin küçük çocuklara inerken, binerken yardımcı olduğunu mu? En önce inecek çocuğun, en arkaya oturup, servise zaman kaybettirdiğini mi? Çoğu zaman çantaların koltukta, çocukların ayakta olduğunu mu? * Ara sıra şoförü telefonla arayıp, "Çocuğum istediği yere oturdu mu, elinden dosyalarını kaptılar mı, beslenme çantasına sahip oldu mu?" diye soruyormuşsunuz, doğru mu? Pardon makam şoförünüzdü değil mi, iyi ama adam 25 çocuğu mu gözlesin, aracı mı sürsün? Bir de çocuğunuzu araca bindirirken herkesin içinde nasihatlar ediyorsunuz, farkında olsanız ki o sırada diğer çocuklar sizinkini süzüyor, çocuğunuz üzülüyor buna, böyle yapmazdınız değil mi? 'İşimiz çocuk' "Biz ne taksi, ne makam şoförüyüz. Bizim işimiz çocuk. Hepsi ayrı bir özen istiyor. Anaokulu çocuğu kendini taşımaktan acizdir. Diğerleri buluğ çağının problemlerini yaşarlar. Çocuklarla çok iç içeyiz. Öğrenci, ana babasıyla paylaşamadığı bir çok düşünceyi şoför amcasıyla paylaşıyor. Veya bastırılmış duyguları araçtaki arkadaşlarına yansıtıyor. Aileden gelen sorunları adeta davranışlarıyla kusuyor. Ev içinde yapamadığı davranışları, söylemediği sözleri araçta söylüyor.

BİZİMLE ÇALIŞMAK İSTER MİSİNİZ?

Türkiye'nin ve dünyanın her yerine ekonomik uçak bileti.




@
Bilgilerinizi güncellemek veya onayınızı geri almak için info@gayemtur.com'dan bize ulaşabilirsiniz.